Eser sahibi: Azize Avcı
Sanatçının eserlerinde yer verdiği “kapı” motifi, İslam kültürü ve düşüncesinin derinliklerinden ilham alan güçlü bir simge olarak öne çıkmaktadır. Bu kapılar, bazen affın bazen de bekleyişin eşiğinde durarak izleyiciyi düşünmeye davet eder. Sanatçının çalışmasında yer alan desenlerin parçaları, bireysel varlıklarımızın birer temsili niteliğindedir.
Sanatçıya göre, kapıya yaklaştıkça ve ona daha fazla dikkat kesildikçe bir bütünlük ve düzen duygusu hissedilir; buna karşılık, kapıdan uzaklaştıkça dağınıklık ve ayrışma daha belirgin hale gelir. Bu durum, insanın umut ve korku arasında gidip gelen ruh halini yansıtır.
Eser, bu bağlamda Ra’d Suresi’nin 28. ayetindeki şu ifadeye atıfta bulunur: “Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”
Eserin çevresindeki dağınık parçalar, bu gerçekliği simgelerken, mavi rengin derinliği ve huzuru ruhları saran bir dinginlik sunar. Sanatçının yorumuna göre, mavi yalnızca bir renk değil, aynı zamanda gökyüzü ve denizlerin sesi, umut ve özlem arasında bir bağdır. Çalışmada yer alan altın parçalar ise dağınık görünüm içinde ışıldayarak umudun varlığını hatırlatır.
Sanatçı, rahmet kapısını, hayatta yeni fırsatlar sunan bir vaha olarak betimler. İç içe geçmiş üç kapıdan sonuncusu, altın kapı, yolculuğun nihai hedefini, Allah’a ulaşmayı temsil eder. Bu derinlikli tasarım, izleyiciyi sadece görsel bir deneyime değil, aynı zamanda manevi bir yolculuğa davet eder.

