Eser sahibi: Ünal Ünalan
Allah ism-i celali, bütün Esma-i Hüsna’nın anlamlarını kendisinde topladığı için “İsm-i Azam” kabul edilmiştir. Bu isim, Allah’ın zatına mahsus bir özel isimdir. Hiçbir varlığa isim olarak verilemez.
‘’Hu’’
Arapça’da üçüncü tekil şahıs zamiri olan hu (hüve),
Muhyiddin İbnü’l-Arabi’ye göre hu, hiçbir varlığın müşahede edemeyeceği Allah’ın mutlak gayb ve sır olan zatına işaret eder ki bu da hadiste ifade edilen ihsan makamının karşılığıdır. (el-Fütuḥat, II, 128)
Necmeddin-i Kübra’nın telakkisine göre Allah ismindeki elif ve lam harf-i ta‘riftir. Lam harfinin şeddeli olması tarifte mübalağa içindir, dolayısıyla Allah isminin aslı “he” (ه) harfidir. Böylece canlıların alıp verdikleri her nefeste Allah’ın ismi olan “he” sesi vardır. Alınan her nefesteki “he”nin kaynağı kalp, verilen nefesteki “he”nin kaynağı ise arştır. Hu kelimesindeki “vav” ise (و) ruhun ismidir (Tasavvufi Hayat, s. 141)
Dervişler birbirine hitap ve cevap amacıyla hu derlerdi. Tekkeye girmek isteyen kişi izin almak için “destur” der, içeriden “hu” sesi gelirse girebilir. Tekke hayatında geniş bir uygulama alanı bulan gülbankler hu diye sona erer. Ya hu, bu da geçer ya hu, hoş gör ya hu, haydan gelen huya gider, illa hu, edep ya hu, halkın zerafetini, saygısını, edebini gösteren, çok sık kullanılan ifade ve ölçülerdir.

